Psikolojide bağlanma stili cinsleri ile güvenli bağlanma, kaçıngan ya da kaygılı bağlanmanın detaylarını hemen keşfedin, tıklamanız yeterli!
Bağlanma stilleri, insanların yakın ilişkilerde neden benzer durumlara bambaşka tepkiler verdiğini anlama için güçlü bir anahtar sunmaktadır. Aynı cümle birine güven verirken, başka birinde iç sıkıntısı yaratabilmektedir. Bunun nedeni çoğu zaman bugünde yaşanan olaydan çok, kişinin iç dünyasında taşıdığı temel inançlarla bağlantılı olmaktadır. Ben sevilmeye değer miyim sorusu ile insanlara güvenilir mi düşüncesi, fark edilmeden ilişkilerin direksiyonuna geçmektedir. İşte psikolojide bağlanma stili cinsleri, bu iki temel sorunun hayata nasıl yansıdığını anlatmaktadır.

Psikolojide Bağlanma Stili Cinsleri
İçindekiler
Güvenli Bağlanma – Sağlıklı İlişki Kurma Biçimi
Güvenli bağlanmada yakınlık rahatlatıcı bir deneyim sunmaktadır. Kişi, ilişki içinde kendini sıkışıyor hissetmemektedir. Yakın olma ile bağımsız kalma arasında doğal bir denge kurulmaktadır.
Ne çok iç içe geçilmektedir ne de duvarlar örülmektedir. İhtiyaçlar açıkça ifade edilebilmektedir. Karşı tarafın ihtiyaçları da gerçekten duyulabilmektedir. Bu karşılıklılık, ilişkinin omurgasını oluşturmaktadır.
Çatışma yaşandığında kaçma ya da susma yerine konuşma eğilimi öne çıkmaktadır. Sorunlar biriktirilmemektedir. Küçük meseleler büyüyüp dağ gibi hale gelmeden ele alınmaktadır.
Nasıl olsa geçer diye halının altına süpürülen duygular, burada pek yer bulmamaktadır. Güvenli bağlanmada kişiler, ilişkiyi koruma için kendilerini feda etme zorunda hissetmemektedir.
Bu psikolojide bağlanma stili cinsleri içinde partnerin ulaşılabilir olduğu algısı baskındır. Mesajın geç gelmesi otomatik olarak felaket senaryolarını tetiklememektedir. Kesin benden sıkıldı düşüncesi zihne üşüşmemektedir.
Sınır koyma suçluluk yaratmamaktadır. Hayır deme ilişkiyi tehlikeye atmıyor gibi hissedilmektedir. Yakınlık artarken benlik kaybı yaşanmamaktadır.
Böyle olunca ilişki, sürekli sallanan bir sal yerine sağlam zemine basan bir yapı haline gelmektedir. Elbette her ilişkide kırılmalar yaşanmaktadır. Ancak güvenli bağlanmada bu kırılmalar, onarılabilir olarak algılanmaktadır.
Her şey bitti hissi kolay kolay devreye girmemektedir. Fırtına çıktığında geminin battığı düşünülmemektedir. Çünkü dümenin elde olduğu hissi korunmaktadır.
Kaygılı Bağlanma – Yoğun Onay İhtiyacıyla Gelişen Stil
Kaygılı bağlanmada terk edilme endişesi ilişkiye gizlice eşlik etmektedir. Kişi, ilişki içindeyken bile kaybetme korkusunu sırtında taşımaktadır. Sevildiğini hissetme geçici bir rahatlama yaratmaktadır. Ancak bu his kalıcı olmamaktadır. Zihin kısa sürede yeniden ya giderse sorusuna dönmektedir. Küçük işaretler büyütülmeye yatkın hale gelmektedir.
Bir mesajın tonu, bir kelimenin seçimi, bir sessizlik anı bile anlamla doldurulabilmektedir. Belirsizlik arttıkça beden de buna eşlik etmektedir. Kalp çarpıntısı, huzursuzluk ve zihinsel geviş getirme devreye girebilmektedir.
Partner yakınlık gösterdiğinde rahatlama yaşanmaktadır. Mesaj gelince nefes alınmaktadır. Ancak mesafe oluştuğunda alarm sistemi hemen çalışmaya başlamaktadır.
Bu bağlanma stilinde yakınlık arama davranışı belirginleşmektedir. Sık mesaj atma, tekrar tekrar güvence isteme ve partnerin ruh halini sürekli yoklama görülebilmektedir. Zamanla kıskançlık döngüsü de bu tabloya eklenebilmektedir. Bu döngü, bir yandan yakınlığı artırmayı hedeflerken, diğer yandan partneri yorabilmektedir. İlişki, bir ileri bir geri giden bir ritme bürünebilmektedir.
Kaygılı bağlanmada kişi çoğu zaman şunu yaşamaktadır: Yakınlık istediğinde fazla hissetmekte, geri durduğunda ise eksik kalmaktadır. Tam kararında olma zorlaşmaktadır. Sevgi ile kaygı birbirine karışmaktadır.
Bu nedenle ilişki, çoğu zaman inişli çıkışlı bir yol gibi hissedilmektedir. Peki burada sorun sevgi mi olmaktadır, yoksa sevgiyi kaybetme korkusu mu? Bu soruyla yüzleşme, bu psikolojide bağlanma stili cinsleri ile önemli bir dönüm noktası olabilmektedir.
Kaçıngan Bağlanma – Duygusal Mesafe Odaklı Yaklaşım
Kaçıngan bağlanmada duygusal mesafe, çoğu zaman koruyucu bir kalkan gibi algılanmaktadır. Kişi, başkasına çok yaklaşınca içsel bir baskı hissetmektedir. Bu baskı, dışarıdan bakıldığında soğukkanlılık gibi görünse de içeride yoğun bir gerilim yaratabilmektedir.
Yakınlık arttıkça geri çekilme ihtiyacı doğmaktadır. Sanki fazla yaklaşılırsa denge bozuluyor gibi hissedilmektedir. Bu nedenle kişi, bilinçli ya da bilinçsiz biçimde mesafe koymayı seçebilmektedir.
Bu bağlanma stilinde duygular hakkında konuşma zorlayıcı olabilmektedir. Hisleri kelimelere dökme yerine mantık dili tercih edilmektedir. Yardım isteme, güçsüzlükle eş tutulabilmektedir.
Kimseye muhtaç olmamalıyım düşüncesi, içten içe güçlü bir kural haline gelmektedir. Böyle olunca tek başıma hallederim şeması giderek pekişmektedir. Bu yaklaşım ilk bakışta güçlü durma gibi algılanabilmektedir, ancak uzun vadede yalnızlık duygusunu besleyebilmektedir.
Kaçıngan bağlanma çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır. Dışarıdan bakan biri, bu kişileri duygusuz ya da ilgisiz olarak yorumlayabilmektedir. Oysa mesele çoğu zaman ilgisizlik olmamaktadır. Asıl hedef, duygusal yükten korunmaktır.
Yakınlığın getirdiği beklentiler ve olası hayal kırıklıkları, kişiyi ürkütebilmektedir. Bu yüzden çatışma anlarında sessizlik artabilmektedir. Konuşma yerine geri çekilme seçilmektedir.
Bu noktada partner kendini dışlanan hissedebilmektedir. Neden benimle paylaşmıyor sorusu sıkça gündeme gelmektedir. Oysa kaçıngan yapıdaki kişi, paylaşmadığında daha güvende hissetmektedir.
İlişkide bir taraf yaklaşırken diğer tarafın geri adım atması, iplerin gerilmesine yol açabilmektedir. Kaçıngan bağlanma, psikolojide bağlanma stili cinsleri içinde yakınlık isterim ama bedelini ödeme istemem ikilemiyle şekillenmektedir.
Korkulu Bağlanma – Çelişkili Duygusal Tepkilerle Tanımlanan Stil
Korkulu bağlanma, yaklaşma ve kaçınmanın aynı anda yaşandığı, içsel olarak oldukça yorucu bir bağlanma biçimi sunmaktadır. Kişi yakınlık istemektedir. Ancak bu yakınlık gerçekleştiğinde reddedilme korkusu devreye girmektedir.
Böyle olunca davranışlar kararsızlaşmaktadır. Bir gün çok yakın olunan bir ilişki, ertesi gün mesafeli bir hale bürünebilmektedir. Bu gelgit, ilişkide belirsizliği artırmaktadır.
Bu stilde kişi çoğu zaman ne istediğinden emin olamamaktadır. Yakınlık arzusu ile incinme korkusu birbirine karışmaktadır. İlişki hem çekici hem de tehdit edici algılanabilmektedir. Bu nedenle tepkiler tutarsız görünmektedir.
Partner için bu durum kafa karıştırıcı olabilmektedir. Yaklaşmam mı gerekiyor, yoksa geri mi durmalıyım sorusu sürekli havada kalmaktadır.
Korkulu bağlanma, bazı modellerde korkulu-kaçıngan olarak da adlandırılmaktadır. Bu stil genellikle hem benlik algısının hem de başkalarına duyulan güvenin zayıf olduğu durumlarla ilişkilendirilmektedir.
İçeride ben yeterli değilim düşüncesi dolaşırken, dışarıda insanlar güvenli değil algısı baskın olabilmektedir. Bu çift taraflı olumsuzluk, ilişkiyi daha da zorlaştırmaktadır.
Bu bağlanma biçiminde kişi, yakınlığı ararken fark etmeden kendi ayağına dolanabilmektedir. İlişki tam rayına girerken ani geri çekilmeler yaşanabilmektedir. Sonrasında pişmanlık ve suçluluk hissi devreye girebilmektedir. Bir adım ileri, iki adım geri giden bu döngü, kişiyi de partneri de yormaktadır. Neden hep böyle oluyor sorusu sıkça zihni meşgul etmektedir.
Dağınık Bağlanma – Tutarsız Davranışlarla Görülen Bağlanma
Dağınık bağlanma, özellikle çocukluk bağlanma değerlendirmelerinde öne çıkan bir stil olarak bilinmektedir. Bu bağlanma biçiminde tepkiler net olmamaktadır. Yakınlık karşısında hem yaklaşma hem donakalma görülebilmektedir.
Çocuk, bakım verene yönelme istemekte, ancak aynı anda korku da yaşayabilmektedir. Böyle olunca davranışlar yönsüzleşmektedir. Yakınlık güven mi, yoksa tehlike mi ikilemi oluşmaktadır.
- Bu yapı, yetişkinlikte de karmaşık ilişki tepkileri olarak kendini gösterebilmektedir.
- Yakınlık, sakinleştirici olmaktan çok tetikleyici hale gelebilmektedir.
- Kişi bir anda yoğun bağ kurma isteyebilmekte, ardından ani kopuşlar yaşayabilmektedir.
Bu kopuşlar çoğu zaman bilinçli bir karar değil, duygusal taşma sonucu ortaya çıkmaktadır. Sonrasında neden böyle yaptım sorusu gündeme gelmektedir.
Dağınık bağlanmada duygu düzenleme zorlaşmaktadır. Öfke, suçluluk ve utanç aynı anda yaşanabilmektedir. Kişi kendi tepkilerine bile şaşırabilmektedir. Bu durum, ilişkilerde güvensizlik hissini artırabilmektedir. Çünkü davranışlar öngörülemez hale gelmektedir. Hem kişi hem de partner için zemin kayganlaşmaktadır.
Bu bağlanma stilinde terapi çalışmaları önemli bir rol üstlenmektedir. Amaç, güvenli bağlanma deneyimlerinin yavaş yavaş inşa edilmesi olmaktadır. Duyguların düzenlenebilir olduğu, yakınlığın her zaman tehdit anlamına gelmediği deneyimlerle öğrenilmektedir. Kolay bir yol olmamaktadır, ancak mümkün olmaktadır. Çünkü bağlanma stilleri kader olmamaktadır. Üzerinde çalışıldığında dönüşebilmektedir.
